Hayatın anlamının insanın kendi içinde kapalı bir sistemde değil, dünyada keşfedilmesi gerektiğini vurgulamaya çalışıyorum.
İnsanı yücelten ve onun doğasını zenginleştiren şey, bilimsel araştırmaların ürünü değil, entelektüel bir eseri yaratıcı ve sezgisel şekilde anlama gayretidir.
Hayatımda ilk defa, birçok ozanın söylediği, onca düşünürün nihai bilgelik olarak öne sürdüğü hakikati gördüm. Hakikat şuydu; sevgi, insanın ulaşabileceği en yüksek ve en büyük hedefti.
Direnmeye haksızlıklara başkadır ayan sanat oyuncaktır.
İnsan soyunun bu kadar çılgın bir tür haline getiren ve birbirine kıymaya götüren itki öleceğini bilen tek canlı olması.
İnsan ne kadar kendisine ve kendisinde olana sahipse başkalarında o kadar az şey bulabilecektir; ve onların haz duydukları yüzlerce şey ona yavan ve yüzeysel gelecektir.
İnsanın dış dünya ile uzlaşma çabası üzerine taktığı bir maskedir persona.
Hümanist psikolojiye göre insan çocukluk yıllarının ya da kültürel şartlarının arasında sıkışmış Çaresiz ve pasif bir varlık değildir. Birey kendini gerçekleştirmek için geçmişinin ve toplumun zindanından kurtulmak zorundadır.
İşte, artık çalışmaktan çalışamayacak hale gelmiş insanın büyük budalalığı sonucu, sonsuza dek sarf ettiği emek karşılığında edindiği mallardan zevk almayı umarken yaşam ellerinden kayıp gider.
yaşayan anlam ancak onu kendi içimizde ve kendiniz aracılığıyla yaşadığımız takdirde canlı kalabilir