Şevval Akar
KEŞFE ÇIK
Kıymetli insanlar bilgiyi arzular
Hayatın anlamının insanın kendi içinde kapalı bir sistemde değil, dünyada keşfedilmesi gerektiğini vurgulamaya çalışıyorum.
İnsan iki Dünya arasında durur dış dünyanın beklentileri ve da yaptıkları iş dünyanın çağrısı ve zorlantıları
Nasıl iyi geçirilen bir gün mutlu bir uyku bahşederse, kazançlı çalışmalar yapılan bir yaşam da mutlu bir ölüm bahşeder.
ben başıma gelen şeylerin toplamı değilim ben oğluma'yı seçtiğim şeyim
Bir çağdaşım içinde bulunduğumuz bu materyalist dünyada tek dindar insanın işine ciddiye alan bilim adamları olduğunu söylerken haksız sayılmazdı
İnsan soyunun bu kadar çılgın bir tür haline getiren ve birbirine kıymaya götüren itki öleceğini bilen tek canlı olması.
Hem çağdaşlarının zayıflıkları ve budalalıklarını fark edecek hem de bunlardan tamamen uzak kalacak kadar bağımsız olan çok az insan vardır
Hayatınızda gündelik alışkanlıklarınızı iyileştirmekten daha güçlü bir etki yaratabilecek şey çok azdır
İnsan kendi ruhunun efendisi olduğuna inanmak ister. Ancak istese de bu tam
İyi bir ressamın çizmesi gereken iki temel şey vardır ; insan ve zihninin amacı. Birincisi kolay ikincisi zordur.
Ressam ancak Doğadan ders almaya yinelerse verimli olur
İnsan yetişkin hırsılarından arınmaya başlayınca, çocuk saflığına tekrar dönme olanağını koruyor.
Deneyim asla yanılmaz.”
İnsan küçük düştüğünü hissedip kendini korumaya girişince karşısındaki hiç aklına gelmiyor ve dünyanın en zalim yaratığı kesilebiliyor
Dünyada hiç bir şeyi kalmayan bir insanın kısa bir an için de olsa sevdiği insana ilişkin düşüncelerle ne kadar mutlu olabileceğini anladım
Psikolojinin amacı, insan felsefeleri arasındaki uyumsuzluğu en aza indirmek ve olası bir gerçeklik ölçeği ortaya koymaktır.
Bireyleşmeye giden yol ıssız ve zorludur.
Bilgeliği bilgiden çok daha önemli olduğunu yüreğimin derinliklerinde duyuyorum.
En coşkun nehrin kıyısına gitsen alabileceğin kapla sınırlıdır.
Ben bir yere gitmek için değil, gitmek için seyahat ederim.
İnsan kendine körken, tüm uğraşılarında bilinçsiz bir karanlığı taşırken,yolunu düzgün bir şekilde nasıl görebilir?”
Hayatımda ilk defa, birçok ozanın söylediği, onca düşünürün nihai bilgelik olarak öne sürdüğü hakikati gördüm. Hakikat şuydu; sevgi, insanın ulaşabileceği en yüksek ve en büyük hedefti.
Direnmeye haksızlıklara başkadır ayan sanat oyuncaktır.
Çağa uyum sağlayarak çıkmaz modern sanatçı. Çağa uyum sağlamak genellikle modaya uymak, piyasaya teslim olmak anlamına gelir.
Sanatın özünde eleştiri var. Politikanın ve toplumun kurallarından ayrı ilkeler geliştirmek, başka açılardan bakmak var. İşte bu yüzden huzursuz insanlardır sanatçılar.
Yüz elli yıldır batının kibri ve doğunun cehli arasında bunalıyoruz
Klasik bir söz vardır, eleştirdiğiniz her şeyde
Elbette insan varlığı sonlu ve özgürlüğü de kısıtlıdır.
Bir öğretmenin en iyi marifeti yaratıcılığa ve bilgiye duyulan hasta uyandırmaktır
Bir alışkanlık hayatınızın bir parçası haline geldikçe bunu sürdürmek için dış teşviklere daha az ihtiyaç duyar hale gelirseniz teşvikler bir alışkanlığı başlatabilir kimlik ise sürmesini sağlar
Seçme şansım varsa, politik özgürlük, hoşgörü ve yasa önünde eşitliğin kural olarak kabul edildiği bir ülkede yaşamayı tercih ederim.
İnsanlar arasında kendi gözüyle gören ve kendi yüreğiyle hissedenler çok azdır.’’
Kişilik için merkezi önem taşıyan uzun vadeli maçlara sahip olma insanı hayvandan , yetişkin Çocuktan ve sağlıklı kişiyi hastadan ayırmaktadır.
Anlam arayışındaki ilk adım, kritik ve can alıcı soruları sorabilmektir. İkinci adım ise, soruların yanıtını aramaktır.
Her yerde sadece kendimize emanet olduğumuzdan mutluluğumuzu da kendimiz yaratır ya da buluruz.
Bilgelik deneyimden doğar
Siz temsil etmenin etkisine sahipseniz, biz etkinin temsiline sahibiz.
İnsan ne kadar kendisine ve kendisinde olana sahipse başkalarında o kadar az şey bulabilecektir; ve onların haz duydukları yüzlerce şey ona yavan ve yüzeysel gelecektir.
Umut hayata müdahale etme iradesidir.
Leibnizci geleneği göre birey bir davranışlar koleksiyonu değildir. Birey davranışlarının bizzat kaynağıdır. Aktivite içsel ya da dışsal bir uyarıcının itmesiyle meydana gelen bir ajitasyon değildir.
Anlaşılmamaktan yakınanlar genellikle anlamaya çalışmayanlardır
İnsanlar, kendine ait bir düşüncesi ya da iradesi olmayan bir koyun sürüsü gibi, bir yerden diğerine, bazen birlikte, bazen ayrı ayrı güdülüyordu...
Her şeyi bilen biri ne merak eder ne de şaşırır bir ölü kadar duygusuz duyarsızdır sönmüş bir mum gibidir
İnsanın dış dünya ile uzlaşma çabası üzerine taktığı bir maskedir persona.
İnsan ki çok zor toplanır, fakat kolayca dağılıverir.
Tekdüze ve sıkıcı olmanın sırrı her şeyi söylememizde saklıdır.
Hakikat binlerce dilde konuşsa da aslında birdir. Göremememizin nedeni kendi anlayışsızlığımızdır.
Doğa, henüz deneyimlenmemiş sonsuz sebeplerle doludur.”
Jungun yıllar sonra hayatın anlamı nedir sorusuna verdiği yanıt kolektif bilinç dışını keşfetmek olacaktır
Nereye gittiğimiz önemlidir ancak aynı derecede önemli olan bir diğer şey de nereye kimin gittiğidir.” Yola çıkarken fark etmiyoruz bile, kimdir yanımıza aldığımız?..
İşte, artık çalışmaktan çalışamayacak hale gelmiş insanın büyük budalalığı sonucu, sonsuza dek sarf ettiği emek karşılığında edindiği mallardan zevk almayı umarken yaşam ellerinden kayıp gider.
Dini duygu müthiş bir aklın dışa vurumu olan doğal yasaların uyumu karşısında duyulan coşkulu hayret biçiminde kendini gösterir
Ve öznel olanın bizi nesnel olandan daha fazla ilgilendirdiği doğrudur
En iyi yaklaşımı çözmeye o kadar odaklanırız ki bir türlü eyleme geçemeyiz guatrenin dediği gibi en iyi iyi düşmanıdır
Yaşamın armağanlarından ve dünyanın güzelliğinden tatmin olmayan hırslı insanlar için yaşam acının kaynağı olur; dünyanın ne faydalarına ne de güzelliklerine sahip olabilirler.
Bir alışkanlık sizin için gerçekten önemli olduğunda ona her ruh halinde bağlı kalmayı istekli olmalısınız profesyoneller ruh halleri uygun olmadığını bile eyleme geçerler
İnsanın gerçek değeri her şeyden önce kendi kendisinden özgürleşmeyi ne ölçüde ve ne anlamda becerebildiği ile belirlenir
Bir insan ne kadar kendi kendisine yeterse, başka insanlara o denli daha az gereksinim duyacaktır.
Sonuçta yolu kaybediyorsunuz.
Kendimizi tamamen dış dünyaya göre konumlandırmamız ne yazık ki ruhumuzla olan bağlantımızı yitirmemize yol açıyor.
Bir insanın gerçek anlamda sohbet edebilmesini sağlayan temel nitelikler zeka, yargı gücü, nükte ve neşeliliktir; bunlar sohbete biçim kazandırırlar
İyi bir doğal eğilimi olan cahil adam iyi bir eğilimi olmayan okumuş adamdan daha fazla övgüye layıktır.
Eserleri kendi gözünde yüce olan bir usta zavallıdır. Yalnızca eserleri ideallerine ulaşamayanlar mükemmelliği giden yoldadırlar.
Okurken bir başka kimse bizim için düşünmez. Biz sadece onun zihin sürecini takip etmekle yetiniriz.
En mutlu insan tabiatın zihinsel zenginlikle donattığı insandır;
İnsan hayvanlar aynı olan biyolojik kuralların ötesinde başka bir ruha kavuşturmak için çaba sarf etmek gerekir. Bu insanlığın en büyük ideolojisidir. Sanat da bunun yollarından biridir.
Herkes hayatı kendi yetenekleri çerçevesinde kavrayabilir.
Hem kendisinin hem de türdaşlarının hayatının anlamsız olduğuna inanan yalnızca bahtsız değil, aynı zamanda neredeyse bu hayattan dışarı atılmış biridir.
Sevgi, bir insanı kişiliğinin en derinlerine kadar kavramanın tek yoludur. Kimse başka bir insanın derinliklerini onu sevmediği sürece kavrayamaz.
İnsan düşündüğü gibi yaşamayı kendi seçer ama yaşadığı gibi düşünmeye mahkum olur.
Çoğu insan başkalarının onlar için yarattığı dünyada Yaşar
Sanatçının başına gelebilecek en kötü şey eserinin gözüne iyi görünmesidir.”
Nasıl ki bireyin kişiliği toplumdan beslenmeden gelişemezse toplumun gelişimi de yaratacağı Özgür düşünen ve hüküm veren kişiler olmadan mümkün olmayacaktır
Bir düşünce ancak sözcüklerin sınır çizgisine ulaştığı ana kadar gerçekten yaşar
Herkes herkese öğretmenlik yapıyor ve kimse iyileşmenin yolunun tam da kendinden başlaması gerektiğinin farkında değil gibi duruyor."
Önemli olan ise koşullardan özgürleşme değil koşullara karşı bir duruş alabilmektir.
Kendi varlığını başka bir varlık içinde eritmek isteyen kişi çok güçlüdür. Yenen değil yenilen olmak ister, kazanan değil kaybeden, bencillik değil fedakarlık yapan olmak ister.
pek çok insan için kendini tanımak kendinin dış dünyaya yönelik konumlanışını anlamaktan ibaret
Etrafınızı sizde olmasını istediğiniz alışkanlıklara sahip olan insanlarla çevreleyin. Birlikte yükselirsiniz.
Bugünün modern insanı eskinin ilkel insanından daha çaresiz ve yalnızdır.
Hayat serüveninde en değer verdiğim şey devlet değil sürünün yüzeysel düşünce ve duygularının aksine asil ve yüce olanı ortaya çıkaran yaratıcı ve sezgisel kişiliktir
Zaman başarı ve başarısızlık arasındaki boşluğu büyütür zamanı ne ile beslerseniz zaman onu katlar iyi alışkanlıklar zamanı müttefiklerinize dönüştürür kötü alışkanlıklar ise düşmana
Çünkü biz ölümlüler yalnızca hep beraber yarattığımız kalıcı şeyler sayesinde ölümsüzlüğe ulaşırız.
Dünyanın Dört bir yani ve geçmiş hakkındaki bilgi insan zihninin besini ve süsüdür.
Ama mutluluk aranmaz; ortaya çıkması gerekir. İnsanın, “mutlu olmak” için bir nedeni olmalıdır. Bu neden bulunduktan sonra mutluluk otomatik olarak gelir.
Gerçeği kaybetmenin en kesin yolu, birisinin ona bütünüyle sahip olduğunu düşünmesidir
Mizah duygusu geliştirme ve olayları mizahi bir ışık altında görme çabası, yaşama sanatında ustalaşırken öğrenilen bir hiledir.
Kimliğiniz alışkanlıklarınızdan doğar önceden belirlenmiş inançlarla doğmazsınız
İnsan ne kadar kendisine ve kendisinde olana sahipse başkalarında o kadar az şey bulabilecektir; ve onların haz duydukları yüzlerce şey ona yavan ve yüzeysel gelecektir.
Sonuçları değiştirmeniz gerektiğini düşünürüz ama sorun sonuçlar değildir asıl değiştirmemiz gereken sonuçlara yol açan sistemlerdir
İnsan soyunun en kötü eylemi öldürmek en kötü huyu ise alışmaktır.
yaşayan anlam ancak onu kendi içimizde ve kendiniz aracılığıyla yaşadığımız takdirde canlı kalabilir
Bir açıdan alışkanlık edilmesi süreci aslında kendiniz olma sürecidir
Gelecekte bir hedef göremediği için kendini çöküşe teslim eden bir insan, geçmişe dönük düşüncelerle meşgul olmaya başlar.
Dünya neyi hak ediyorsa onu bulacaktır.
biraz da sizden bir parça bulunur."
İncelikle fikirler ve soru davranışları ancak büyük ve sağlam karakterler üretebilirler para yalnızca benciliğe hitap eder ve sahiplerine karşı koyulamaz bir şekilde suistimal etmeye kışkırtır
Ruhunu beslemeyen içindeki karanlığı beslerdi.
Kendi dünyanızın sadece tüketicisi değil, tasarımcısı da olun.
Schopenhaur’un “İnsan arzu ettiği gibi davranabilir, ancak arzu ettiği gibi arzu edemez,”
Geleceğe giden hazır bir yol yok. Yolumuza devam ederek yollar yapıyoruz."
Resmi dilsiz şiir olarak adlandırıyorsanız ressam da şiiri kör resim olarak adlandıracaktır
İnsanlar düşünme süreçlerinden uzaklaşıp düşünceye sahip olma eğiliminde yöneliyor.
İçsel motivasyonun en üst düzeyi bir alışkanlığın kimliğinizi bir parçasına dönüşmesidir
Bireysel yaşam stilini temel özellikleri benliğin farkında oluş, benliğin eleştirilmesi ve benliğin zenginleştirilmesidir.
İnsanı yücelten ve onun doğasını zenginleştiren şey, bilimsel araştırmaların ürünü değil, entelektüel bir eseri yaratıcı ve sezgisel şekilde anlama gayretidir.
Gerçek bilgi, sahibini hiçbir zaman kibirlendirmez.”
Ruh zenginliği yegâne zenginliktir, çünkü diğer bütün zenginlikler beraberinde kendilerinden daha büyük dert ve bela getirirler.”
Hiçbir insan ve hiçbir kader, bir başka insanla ya da kaderle kıyaslanamaz.
Tanrı aynı zamanda tüm temel belirsizliklerin en çapraşık ve gizli sebepleridir olağanüstü paradoksları içine alan derin ve psikolojik bir hakikattir
Eğitim vermenin en rasyonel rolü örnek olmaktır
Bir insanın olabileceği ya da başarabileceği en iyi ve en büyük şeyin kaynağı kendisidir.
Yaşamda esas amacımız, içimizdeki gücü keşfetmek, kendi gerçekliğimizi takip etmek ve her şeyimizle bütün olmayı başarmaktır.
İnsanların içinde düştüğü en büyük aldatmaca kendi görüşlerinden kaynaklanır
Tıpkı kullanılmayan demirin paslanması ve suyun soğukta donması ya da kokuşması gibi kullanılmayan zihin de bozulur.”
Siz dünyanın derin gerçekliğini algıladığınız zaman, dünya da size uygun bir biçimde davranıyor
Sözden daha güçlü bir şey olsaydı Tanrı kendini anlatmak için o yolu seçerdi.
Hiçbir büyük yazarın asıl derdi bir şeyler yazmak değildir. Onların bir meselesi vardır. Anlamak; hayatı anlamak, insanı anlamak hayata müdahale etmek. Anlatmaktan öte anlamak için uğraşır onlar.
Kendi içine bakmaya cesareti olmayan herkesin yaşamı bulanıktır.”
kolektif bilinç dışının tuttuğu depoladığı tüm kadim bilgi miktarı da işlenmiş anlatılmıştır
Görünür dünyaya tutunmak için elimizden geleni yapıyoruz ancak herhangi bir uyaran yoksulluğunda ne yapacağımızı şaşırıyoruz kendimizi uyuşturmak için yeni bağımlılıklar icat ediyoruz
Bireyin bütün hayatı oluşun kabileci ve bireysel modunu uzlaştırma çabasıyla geçmektedir.
Çıplak hakikat her zaman en güzelidir ve ifadesi ne kadar basit ise bırakacağı izlenim de o kadar derindir.
Çoğu insan hayatın içinde bilişsel bir uyku halinde, kimlikleriyle bağlantılı normları körü körüne takip ederek ilerler.
Duyarlılık ile duygusallık birbirine zıttır.
Başarı hayatta bir kez yaşanan dönüşümlerin değil günlük alışkanlıkların bir üründür.
İnsan, ihanet ve acı karşısında bile, kendi anlamını bulabilir. En zor anlarda bile, içsel bir anlam arayışı, insanı ayakta tutabilir.”
Benzer düşünenlerin desteğinin yanı sıra bilim ve sanatın asla ulaşamayacağı olan hedeflerine ulaşma gayreti olmadan hayat bomboş ve anlamsız olurdu
Çıkış kapılarımız mitler ve rüyalarımız onlar hala bizimle konuşuyor unutulmaz bir insanda hikayeler anlatıyorlar
Bugünün insanının tanrıları ve şeytanları kaybolmamış, yalnızca isimleri değişmiştir.”
Entelektüel olgunluğun ölçüsü problemlere verilen cevaplardan tatmin olunmamasıdır.
Bastırılan her şey yıkıcı bir şekilde gösterir kendini.
Sözü, gençliğimden bu yana bana her zaman ilham vermiş; hayatın zorlukları karşısında sürekli bir teselli ve tükenmez bir sabır kaynağı olmuştur.
Felsefi anlamda insan özgürlüğüne kesinlikle inanmadığımı belirtmek isterim. Tüm davranışlarımız yalnızca dış baskılarla değil, aynı zamanda içsel zorunluluklar tarafından da yönlendirilir.
En büyük özgürlük insanın hırsılarından tutkularından rekabet duygusundan kendisini kanıtlama çabası dan vazgeçmesidir.
Kendi karanlığınızı keşfederseniz başkalarının karanlığıyla daha kolay başa çıkarsınız
Çağı mesele edinmek özellikle seçilmiş bir tercihten ziyade neyin içindeysek bizim üstümüzde gölgeli bir egemenliği olmasından kaynaklı. Çağı anlama isteği belki daha özgür hissedebilmek adına doğal…
İnsan anladıkça anlatmaya , bir idea ve düşünce sistemi inşa etmeye yönelir.Bu yöneliş sonucu ortaya çıkan sözlü ve yazılı gelenek kendi mecrasında bir ifade alanı bulur ve günümüze doğru…
Yaşamı birinci elden yaşamak tabiri duyduğum andan beri zihnimde çokça dönüp duran kendime sorduğum bir soru halini almıştı. Biz ne kadar hayatı 1 elden yaşıyorduk ? Peki hayatı ikinci elden yaşamak…
Eser
Anestezik Tüketim, kavramsal düzlemde günümüz kapitalist dünyasında modern bireyin tüketim biçimlerine yönelik eleştirel bir yaklaşım sunar. Tüketim, artık bir ihtiyacı karşılamaktan çok, bireyi uyuşturan bir işleve sahiptir. Yarım figürler gittikçe silikleşen ve metalaşan kimliklerimize işaret ederken kompozisyonun merkezinde yer alan çıplak ayaklı figür, bu düzen içinde pasifleşen ve kolaylıkla yönlendirilebilen ilkel yanımızı görünür kılar. Oklar bu eserde insanın ilkel dürtülerine yönelmiştir. Kırılgan, anlam boşluğu yaşayan ve kendi düşünsel dinamiğini yitirmiş bu yön, eserin temel gerilimini oluşturur
Eser
Tutamaklar adlı eserimde, birey ile modern yaşam arasındaki gerilimli ilişkiyi ele alıyorum. Otobüs mekânı ve tutamaklar, yalnızca gündelik yaşamın nesneleri değil; tutunma, aidiyet ve var olma çabasını temsil eden kavramsal imgeler olarak yer alıyor. Modernitenin bireyi anonimleştiren ve metalaştıran yapısı, kimliklerin belirsizleşmesi üzerinden görünür hâle geliyor. Tutamaklara uzanan eller, bireyin hayata ve toplumsal düzene tutunma arzusunu simgelerken; giderek silinmeleri ve kaybolmaları bu sistem içinde yaşanan kimlik aşınmasını temsil ediyor. Aynı yüzeye tutunan ellerin birbirleriyle bağ kuramaması ise modern yaşamın yarattığı yabancılaşmayı ve görünmez mesafeleri ortaya koyar. Tutamaklar, bireyin var olmaya çalışırken kendi kimliğini giderek yitirmesini sorgulayan; tutunma ile kaybolma arasındaki kırılgan dengeyi görünür kılmayı amaçlayan bir çalışmadır.
Eser
Yeşil Işık, Zygmunt Bauman'ın akışkan modernite kavramından hareketle, bireyin sürekli değişen ve hızlanan toplumsal düzen içindeki varoluşunu sorgular. Akışın zorunluluğu, bireyi düşünmeden hareket eden bir özneye dönüştürür; derinleşme yerini yüzeysel deneyimlere, özgünlük ise birbirini tekrar eden kalabalıklara bırakır. Yeşil ışık, yalnızca geçişe izin veren bir trafik göstergesi değil, sistemin ritmine koşulsuz uyumu simgeleyen bir metafordur. Bu düzende birey, yönünü kendi iradesiyle belirleyen bir özne olmaktan uzaklaşarak, yalnızca ışık yeşile döndüğünde hareket eden, metalaşmış ve sistemin işleyişine eklemlenmiş bir parçaya dönüşür.
Ruhun Tutkuları — Karakalem Serisi
Ruhun Tutkuları — Karakalem Serisi
Ruhun Tutkuları — Karakalem Serisi
Ruhun Tutkuları — Karakalem Serisi
Ruhun Tutkuları — Karakalem Serisi
Ruhun Tutkuları — Karakalem Serisi
Ruhun Tutkuları — Karakalem Serisi
Ruhun Tutkuları — Karakalem Serisi
Ruhun Tutkuları — Karakalem Serisi
Ruhun Tutkuları — Karakalem Serisi
Ruhun Tutkuları — Karakalem Serisi