Sanatın özünde eleştiri var. Politikanın ve toplumun kurallarından ayrı ilkeler geliştirmek, başka açılardan bakmak var. İşte bu yüzden huzursuz insanlardır sanatçılar.
Leibnizci geleneği göre birey bir davranışlar koleksiyonu değildir. Birey davranışlarının bizzat kaynağıdır. Aktivite içsel ya da dışsal bir uyarıcının itmesiyle meydana gelen bir ajitasyon değildir.
Hümanist psikolojiye göre insan çocukluk yıllarının ya da kültürel şartlarının arasında sıkışmış Çaresiz ve pasif bir varlık değildir. Birey kendini gerçekleştirmek için geçmişinin ve toplumun zindanından kurtulmak zorundadır.
İnsanlara yapılacak en büyük hizmet kendilerini yücelten şeylerle uğraşmalarını sağlamak ve böylece dolaylı olarak kendilerini zenginleştirmelerini mümkün kılmaktır bu görev büyük ölçüde önemli sanatçılara ve daha az bir payla bilim insanına düşer
İnsan ne kadar kendisine ve kendisinde olana sahipse başkalarında o kadar az şey bulabilecektir; ve onların haz duydukları yüzlerce şey ona yavan ve yüzeysel gelecektir.
Kendi dünyanızın sadece tüketicisi değil, tasarımcısı da olun.
Nasıl iyi geçirilen bir gün mutlu bir uyku bahşederse, kazançlı çalışmalar yapılan bir yaşam da mutlu bir ölüm bahşeder.
İnsan ne ise ve ne olacaksa sevgi sayesinde olur ve sevgiye olacaktır: olmaya yazgılı olduğu şeyin yükünü yüklenmekten yüksünmeyerek. Ve onun ikiz kardeşi olan samimiyetle. Ve hepsine kol kanat geren hakikatle.
İnsan düşündüğü gibi yaşamayı kendi seçer ama yaşadığı gibi düşünmeye mahkum olur.
İnsanlar zamanın uçup gitmesinden, çok hızlı akmasından yakınma hatasına düşüyor. Akışın yeterince uzun olduğunu algılayamıyorlar. Oysa doğanın bize bahşettiği tek bir iyi anı, uzakta kalan geçmişi yakın ediyor.